Blog

Sıradan bir akşam…

Sıradan bir akşam…

Yine o güzel akşamlardan biriydi. Kahramanımız sonunda o bin bir hevesle kurmuş olduğu çalışma odasında, masasının başında, bilgisayarının karşısındaydı. Masa lambası yanmaktaydı. Gece yazmayı sevmesinden loş da olsa bir ışığa ihtiyacı vardı. Keşke mümkün olsaydı da hiç bir ışık hüzmesi gözünü almasaydı ama

 

çok da bir alternatif görünmüyordu. Kendisini satırlara, kelimelerin büyüsüne bırakmış, pervasızca harflerin kendisine neler yazdıracağına bakıyordu, meraktaydı. Çünkü, bu hayali kurduğu ilk andan bu yana ilk kez sorgulamadan, yargılamadan, mükemmel olmaya aldırmadan yazmaya başlamıştı. Yaptığı şey resmen beynine hükmetmek gibi bir şeydi. Beyni bir yandan ‘olmaz, böyle bir şey yazamazsın, hiçbir değeri yok’ derken, kendisi o sesi duymadan kendini tamamen kelimelere teslim etmiş gibiydi. Zaten hayat da bundan ibaret değil miydi? Beynimize karşı hükmetmek ya da ona ayak uydurmak arasında geçmiyor mu yaşam tecrübelerimiz.

Kalbin mi beynin mi?

 

Hangisini, ne zaman seçtiğine ve sana yaşattığı durumları düşündüğünde bir değerlendirme yapsan acaba hangisini dinlediğin andaki deneyimlerinden / sonuçlardan memnunsun? Ben cevap vereyim; kalbimi dinlediğimde yaşadığım tecrübelerimden memnunum. Kalbimin yap dediğine kulak vermediğim her andan bin pişman olduğum nice zamanlar hatırlıyorum. İnsanlar bunu kendine neden yapar? Neden hep makul olmak zorunda hissediyoruz kendimizi? Neden her zaman mantıklı olmak zorundayız? Ya da akıllı? Bunu bize zamanında kim söylemiş de biz de kabul etmişiz. Bunu kabul etmek kendi içimizde nelere mal olmuş? Çok acı değil mi?  Yapmak istediğin ve düşündüğün şey bambaşka iken mantıklı olman gerektiğini düşündüğün o an… Ahhh, o an var ya, her şeyi silen… Sana yeniden düşün deyip, zaman ver diyen… Çok yazık bir zaman… Bu metni daha önce başlatmadığım için şimdi ne kadar da üzülüyorum. Mükemmel olmak kimin umurunda!

Yazmak istiyorsan yazar, dans etmek istiyorsan eder, araba kullanmak istiyorsan da kullanır, kitap yazmak istiyorsan da yazarsın. Her şey bu kadar basittir kalpte. Zihin aksini söyler bilirim. İşte tam da bu yüzden senin önündeki tek engel yine ‘SEN’sin. !!!

Bu engeli kaldırmaya ne dersin?

P.S : Bu yazı  Oya-Bora : Sevmek Zamanı şarkısı eşliğinde yazıldı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir