Nil Karaibrahimgil’in en sevdiğim şarkılarından biri, ilham veren şarkılarından sadece biri. Şair burada ne demek istemiş aslında:) Yogadan, kundaliniden ya da bir çeşit meditasyon olmadığı kesin 🙂

Mesaj açık : Asla vazgeçme.!

Hayat bazen, belki de biz farkında olmadan çoğu zaman bizleri sınar. Kendi yolunu net çizgilerle çizersin, emin misin öğrenmek ister. Birtakım kararlar alırsın, senin kararın mıdır bilmek ister. Mutluluğun, umudun, huzurun resmini çizersin, bir de ben bakayım der, resminden eksilmesini gerekli bulduğu bir objeyi çeker alır, ‘hadi bakalım hala istiyor musun bir göreyim’ der. Eğer bütün bu saydıklarımda net isen, farkında isen, planlarının yolunda gitmemesine üzülmezsin, bu seni yıldırmaz. Yeniden çizer, eski yerine tekrar koyarsın. Doğru olan budur, hayata karşı takınman gereken tavır bu olmalı. Eğer bunu başaramazsan, hep mutsuz, başarısız hissedersin, hayatın sadece seninle uğraştığını düşünürsün. Yanlıştır, gözünü kulağını iyice açıp, olanları değerlendirmeli ve B planına geçmelisin. Yok mu idi B planın, hemen hazırla o zaman, ihtiyacın olacak.

Yaradılışımdan olsa gerek, kolayca pes eden bir yapım yoktur. Ve fakat benim de kendimi yerlerde hissettiğim anlar oluyordu, çok uzun sürüyordu, içinden çıkamazsam çabucak vazgeçtiğim birçok durum tecrübe ettim, hala ediyorum ve etmeye devam edebilirim de, bilemiyorum. Ama artık bakış açım tamamen farklı ve o pencereden istediğim anda istediğim manzaraya bakıyor ve keyifleniyorum. Artık algım açık, gözlerim açık ve farkındayım tüm bu olay döngülerinin. Artık biliyorum, ne yapmam ve ne yapmamam gerektiğini.

İşte bana yakın zamanda okumuş olduğum Nil Karaibrahimgil’in Kelebeğin Hayat Sırları kitabından bir alıntı:

‘Onun da bize tepkileri olduğunu kabul edip, bu tepkileri usta futbolcular gibi göğüsle karşılayıp, ayağa indirebiliriz. Sonra da topu atmak istediğimiz yere vururuz. Ama karşılamadan, yavaşlatmadan vuramayız. Önce topu bedenimizde eğitmemiz, kendimizi tanıtmamız gerekir. Top ancak bir yere çarpınca bizimle tanışır. Benim ona naçizane tavsiyem şu olurdu: Bırak fırlatsın. ‘Hazırım, gel’ de. ‘At, tutacağım, yüreğimle karşılamasını, ayağıma indirmesini, hatta hazır olduğumda vurmasını becereceğim’ de. . Gelen her ne ise onu iyi, kötü, şans, talihsizlik, güzel, çirkin olarak sıfatlandırma.’

Nasıl güzel örneklemiş, ağzına sağlık. Ben çok uzun süre kullandım, hala kullanıyorum. Hatta hazır yeri ve zamanı gelmişken, ‘Hazırım, gel. At, tutacağım. Ve hatta hazır olduğumda vurmasını da becereceğim’ 🙂

Hayata sevgilerim ve teşekkürlerimle..

Anlıyorum.. Affediyorum.. Bağışlıyorum..ve Teşekkür Ediyorum..