Kitaplar

Uzmanlık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı

Mark Manson, Uzmanlık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı

Mark Manson, 1984 doğumlu, iki milyondan fazla takipçisi olan önemli bir blog yazarıdır. İyi yaşam sürmek için sezgilere aykırı bir yaklaşım sloganı ile adını kitapçılarda en çok satanlar raflarında gördüğümüz ‘Uzmanlık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı‘ kitabının yazarı.

Kitaplarımı okurken istemeden yaptığım ve artık bir refleks haline gelen bir alışkanlık edinmiş olduğumu bu kitabı okurken fark ettim : Yazar hakkında bilgi toplamak. Okuduğum her cümlede yazara biraz daha yaklaşır ya da uzaklaşırım. Mark Manson’ın bu kitabında bu süreç kitabı bitirene kadar tamamlanmadı. Kesin bir karar varmak için kitabı bitirmeyi bekledim. Hatta bilinçaltıma yanlış bir bilgi yerleştirme olasılığını engellemek için yarıda bırakmayı bile düşündüm. Çünkü, kitabın ilk 30-40 sayfası, üzerinde çalıştığım ‘kişisel gelişim‘ alanına çoğu yerde zıt yaklaşımlara sahip bir kitap. Örnek vermek gerekirse, ‘olumlama’ adı verilen ve aslında bilinçaltında yer alan negatif duygu ya da yargıların değişmesine yardımcı olan kişisel gelişim ritüelini tiye almış yazar.

‘Sen mükemmel ve kusursuz değilsin’

Bu cümle zaten yıllardır sahip olduğum ve bu sebeple de beni olduğum yerde saydıran, kesinlikle değiştirilmesi gereken bir yargıydı benim için. Uzun uğraşlar ve çabalar sonucu değiştirmişken bu kitapta aksini görmek ister istemez bir sorgulamaya itti beni. Kitabın sayfaları hızlıca akıp giderken, gerek örnek verdiği ünlü sanatçıların başarı hikayelerinden gerekse kendisinin bizzat deneyimlediği olayları anlatışından yapmış olduğum çıkarım, bana rahat bir nefes aldırdı diyebilirim. Yazar sen mükemmel değilsin derken aslında ‘ben mükemmelim ve her şeye sahip olabilirim’ diyen ve bunu lehine kullanan, diğer hiç kimseyi, hiçbir şeyi önemsemeden yaşam sürmeyi kendine hak bilen kişilerden bahsediyor. Bu noktada hep savunduğum ve doğruluğuna kesinlikle inandığım bir bilgide yazar ile uzlaşmış, bağ kurmuş olduk ; ‘Bilgi, doğru kullanılırsa anlamı vardır’

Bilgiyi yanlış kullanmak, tam da yazarın bahsetmiş olduğu kişilerin yaptığı bir davranış biçimidir. Bilginin bize faydalı olabilmesi için belirli aşamalardan geçip işlenmesi gerekir. Bilgiyi önce anlamak, sorgulamak sonra da hazmetmek gerekir. Bu konuya başka bir postta detaylıca değinebilirim. Şimdi kitaba geri dönelim.

Yazarın ele aldığı konulardan bahsedeyim biraz da. Yanlış değer yargıları, travmalar, egonun önümüze koyduğu taşlar, iş hayatı, kariyer planı, girişimcilik, sağlıklı- sağlıksız ilişki, başarı- başarısızlık ölçütleri.. Her gün tekrar tekrar yaşadığın ya da yaşayacağın olmuş ya da olması muhtemel tüm olaylara örnekler ve çözüm önerileri.

Kitap faydalı mı?

‘Gerçekten de kitabı bitirince artık kafaya takmamaya mı başlıyorsun? ‘ sorusu sorulmuş olsa yanıtım şu olurdu.

Kafaya takmamak bir kitap okuyup tamamlanacak bir durum değil maalesef. Üzerinde çalışmak gerek, hazır olmak gerek. Kafaya takmamak değil, kafaya neyi takacağımız kim olduğumuzu ya da olacağımızı belirler. Kesinlikle yazarın bahsettiği ve vermek istediği ana mesaj bu aslında.

En etkilendiğim prensip: ‘Bir şeyler yap!’

Benim bu kitaptan almam gereken bilgi ise, en çok etkilendiğim ve tekrar dönüp bakmak istediğimde sayfaları rahatça bulabilmek için not kağıtları iliştirdiğim o bilgi.. ‘Bir şeyler yap’..

Mark Manson : Yerine çakılıp kalma. Bir şeyler yap. Yanıtlar gelecektir.

Mesajın bana ulaşmasına vesile olan her türlü varlığa sonsuz teşekkürlerimle…

Sevgiler.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir