Evren

İstediklerimizi Hayatımıza Çekmek

İstediklerimizi Hayatımıza Çekmek Mi?

Bu kelimeyi daha önce duymadıysanız, duysanız da anlam veremediyseniz, işte yazıyorum:)Anlayabilmek için öncelikle kabul edebilme niyetinde olmak zorundayız. Çünkü okumaya devam ettiğinizde ciddi anlamda şaşıracaksınız ve kabul etmek istemeyeceksiniz.

Çekim yasası, içinde bulunduğumuz bu uçsuz bucaksız evrende, yaşadıklarımızın tek sorumlusunun ‘kendimiz’ olduğunu bize çok somut olaylarla kanıtlayan bir kavram, bir olgudur.  Ne demek istiyorum ‘yaşadıklarımızın sorumlusu kendimiziz‘ derken. Demek istiyorum ki; Ağzımızdan çıkan her cümlenin evrende bir yeri var. Bu sebepledir ki ne yaşamak istediğimizi ya da yaşayacağımızın siparişini veren bizleriz.

Evren sonsuzdur, aslında biz insanlara hizmet etmek için vardır. Her an bizden talepkar olmamızı bekler. Ve sen ne istersen onu getirir sana ve hiç gecikmez. Yıllarca sana milli piyangonun vurmayışı tesadüf değildir mesela. Çünkü bileti alırken bile çoğu zaman aklından geçirdiğin şudur ; ‘sanki bana çıkacak gibi çekiyorum, neyse belki de çıkar’ Bu düşünce ile evrene ilettiğimiz ‘bana çıkmayacaktır’. Bu noktada zaten bize çıkmayacaktır 🙂

Başka bir örnek; geçmemiz gereken bir sınav ya da tamamlanması gereken bir proje var. Başarılı olmak istediğiniz her hangi bir konu. Egonuzun da müthiş katkılarıyla, daha yolun başında endişeler peşinizi bırakmıyor. ‘Ya yetiştiremezsem, kesin vaktinde teslim edemeyeceğim. Yok yok çok zor bu konular ben sınavı geçemeyeceğim’ ler başlar ve durmak bilmez. Sonuç çok da şaşırtmaz bizi, ‘ben demiştim, bak başarısız oldum!’ deriz günün sonunda.

Büyükşehir sorunsalları

Malum büyük şehrin, büyük sorunları olabiliyor. Park yeri bulamama durumu gibi. Her zaman gittiğimiz bir yer düşünelim. Arabayı kullanan siz, ‘yine park yeri bulamayacağım’ düşüncesiyle yola çıktınız. Varmak istediğiniz yere ulaştığınızda park yeri bulamayacak olmanız ya da belirli bir sinir katsayısına ermeden bulamayacağınız diyelim:), size de çok normal görünmüyor mu? Sizce tüm bunlar, biz bu yeryüzündeki en şanssız, en talihsiz, en bahtsız biri olduğumuzdan mı sadece bizim başımıza geliyordur. Cevap veriyorum: HAYIR.

Başarıyı da başarısızlığı da hayatımıza çeken bizleriz. Hatta okuduğumda çok şaşırdığım başka bir çekim yasası konusu olan parayı bile hayatımıza çeken ya da iten kişinin kendimiz olduğunu biliyor muydunuz?  Ben bilmiyordum. Yıllarca paranın bir şekilde ellerinizden kayıp gitmesini ya da bir an bolluk içindeyken bir anda tamamen eriyip gitmesini de, üzgünüm ama yine biz seçiyoruz. Nasıl olur ya, borcum varsa param da yoktur, neden ben sorumlu oluyorum ki, yok işte bir param olsa borçlarımı kapatsam ben de bolluk içinde olurdum, mesele para bana gelmiyor ki. Gelse ben de hayatımı düzene sokmak istemez miyim? şeklinde ve hatta daha fazlası olan tüm cümlelerinizi duyuyorum. Yalnız değilsiniz, çünkü çok çok kısa süre önce ben de aynı cümleleri kuruyor, inkar ediyordum:)

Artık kabul ediyorum ve kendimi affediyorum. ( bir kişisel olumlama da şuracıkta dursun, sonra yine kullanırım)  🙂

Para konusu ayrı bir başlık altında, uzunca konuşulması gereken bir mevzu olduğu için, bir başka yazıda tüm merakınızı gidereceğime söz veriyorum.

Peki ne yapmalı da bu çekim yasası denilen materyali hayatımızda doğru yerde konumlandırmalı?

  • Kendine inan ve negatif cümlelerini pozitif olanla değiştir.
  • Siparişin ne ise; (sağlık, para, mutluluk, başarı, sevgi…) kesinlikle net olarak ifade et. ‘ Çok geniş mutfağı olan bir ev istiyorum.’ ‘ sağlıklı bir kızım/oğlum olsun istiyorum’ ‘beni tatmin edecek bir iş istiyorum’
  • Vakit kaybetmeden kendini güzel niyetlere motive et. Göreceksin sana fazlasıyla geri dönecek.

Ve bir kere tecrübe ettiğinde, bir daha bırakamayacak olduğun bir hayat felsefen olacaktır.

Sevgiler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir